16 Mayıs 2014 Cuma
11 Nisan 2014 Cuma
KENDİMİ İHBAR EDİYORUM!
1988’den
bugüne tiyatro yapıyorum.
Her yerde
‘sokağın’ tiyatrosunu yaşatmaya çalıştım. Ezilenlerin, işçi sınıfının
taleplerini tiyatronun diliyle salonlarda, sokaklarda ve alanlarda
dillendirdim.
Kürt halkına
yapılan zulme karşı çıkmak için “Newroz Piroz Be!” dedim.
Alevilerin
hakları için “2 Temmuz 1993’te Ateşten Semah” oldum.
Ermeniler’e
yapılanları unutturmamak için “Agop” oldum.
Kadın
cinayetleri olmasın diye erkek egemen sistemin yıkılmasını istedim.
Talana,
yalana, hırsızlara karşı oldum ve onları isim isim deşifre ettim.
Küçük, Ağar
demeden katilleri sahnelerden söyledim.
Savaşa karşı
oldum, anti militarist oyunlar oynadım.
Diktatörün
askerine de siviline de, faşist dedim ve karşı oldum oyunlarımda.
“Nükleere Hayır”,
“Hescilere Hestirin Gidin”, dedim
sahneden.
İnsanın ve
emeğin en kutsal değer olduğunu anlattım Laz Marks’la.
İşçilerin
grevlerini direnişlerini anlattım. Her “1 Mayıs’ta Taksim”e çıkmak istedim,
çıktım, çıkacağım.
Gezi Ruhu’nu
ve düşünü anlatıyor ve paylaşıyorum şimdilerde. Dünya halkları yoldaş olsun, kendi
dilinde, renginde, inancında barış içinde bir ara da yaşasın diye; daha çok
GEZİ, daha çok çArşı olalım diyorum.
İsyanlaşmayan
insanlaşamaz…
Özgür olmak
için GEZİ’leşmek gerekir…
Tiyatro
sahnesinde ve sokaklarda bunları söylemeye devam ediyorum…
11 Nisan
Ceyhan/ Azerbeycan Parkı saat 19.00 (İsyanın Güncesi)
12 Nisan İskenderun/
Belediye Tiyatro Salonu saat 19.00 (İsyanın Güncesi)
18 Nisan
Keşan/ Tiyatro Salonu 19.00 (Laz Marks)
19 Nisan Tekirdağ/
Eğitimsen (söyleşi)
25 Nisan
Karaburun/ Börklüce Buluşması
27 Nisan Trabzon/
1 Mayıs Şenliği (Laz Marks)
1 Mayıs
Taksim’deyiz…
Haldun Açıksözlü
Canşenliği Oyuncuları
05337375653
Etiketler:
beşiktaş,
çarşı,
faşist akp,
haldun açıksözlü,
halkın takımı,
laz marks,
sahnede suç,
sol açık,
sömürge,
tek yumruk,
tiyatro
5 Kasım 2013 Salı
altındağ1
http://www.youtube.com/v/h56resubtes?version=3&autohide=1&showinfo=1&autohide=1&autoplay=1&feature=share&attribution_tag=ncxM8HqcGFGaXhQge8gx7A
28 Ekim 2013 Pazartesi
23 Ekim 2013 Çarşamba
4 Ekim 2013 Cuma
Haldun Açıksözlü’den “Çarşı” kitabı…
Gezi Parkı olaylarında adı protestolara karışan “Çarşı” grubu kitap oldu.Yazar Haldun Açıksözlü'nün Destek Yayınları'ndan çıkan son kitabı, Çarşı’yı sıcak bir dille anlatıyor.
“Laz Marks” oyunuyla tanınan Haldun Açıksözlü, Çarşı’nın kitabını yazdı.Açıksözlü’nün “Çarşı’yı ararım abi!” adlı kitabı Destek Yayınları tarafındançıkarıldı.
Kitaptan bazı bölümler şöyle:
"Futbol ya da din kendi başına afyon değildir. Onları afyonlaştıran,kendi amaçları ve halkları uyutmak için kullanan iktidarlardır. Şimdilerdeiktidarlara karşı halkların, toplumların özgürlüğü, eşitliği ve demokrasisiiçin futbol taraftarları sahaya indi. Çarşı bunların öncüsü oldu. Onun için,Gezi direnişinde gazdan, coptan canı yanmış bir direnişçi şunu yazıyor duvara:Bundan böyle polisi değil Çarşı’yı ararım abi!
O yılları bilenler bilir; “beşibiryerde”nin iki yıl önce (12 Eylül 1980)askeri darbe yapıp iktidarı ele geçirdiği günler. Her yerin dumanla kaplandığı,sisli puslu, kasvetli günler. Aman aman çaresiz kaldığımız, kaçarken dağlarıaşıp, yârden uzak âlemlere daldığımız zamanlar...
Giderek kanımızın zehirlendiği; yoldan çıkanların kurda kuşa yem olduğu;sevginin, aşkın, yani her şeyin yalan olduğu tarihin başlangıcıydı o günler.Kısaca halimiz dumandı, gerisi teferruat...
İyi taraftarı da vardı, daha renkli TV’ye geçilmemişti ve bütüntelevizyonlar Beşiktaşlıydı zorunlu olarak... Özel kanallar, AVM’ler, TOKİ’lerdaha yüzünü göstermemiş ve mahalleler yeni göç dalgasıyla çözülmemişti. Yanisüpermarketler olmadığı için, mahalle bakkalımızla selamlaştığımız hatta tavlaoynadığımız günlerdi.
İnsan asmanın olağan sayıldığı, gözaltında kayıpların ve cezaevindeölümlerin yaşandığı acı dolu, kasvetli, dumanlı günler...
Mahallelisi, esnafı ve Türkiye’nin efsanevi takımıyla bir başka yerdirBeşiktaş. Sadece bir semt değil; aynı zamanda o yıllardan bugüne taşıdığı biryaşam tarzının da yaşatıcısı olmuş bir simge.
Çarşı’nın kurucularından Cem Abi (Sarı) anlatıyor:
“1982 yılında Beşiktaş tribününe takılan Optik, Ercü, ben ve beş ontaraftar arkadaş bir araya geldik. Semtimizde FB ağırlıklı gruplar vardı, bizde semtimizin takımına sahip çıkmak için bir grup kuralım dedik... Sonra adıÇarşı olsun dedik.
Arkadaş grubuydu önceleri, maça birlikte gidiyor, stadyumda yan yanaoturuyorduk... Ondan sonra diğer mahallelerden, diğer semtlerden, diğerşehirlerden, diğer ülkelerden insanlar bize gelmeye başladı ve bayağı birbüyüdük.”
İşte efsane Çarşı böylesi bir ortamda ve bu sadelikte kurulmuş. Sonramilyonları kucaklayan bir taraftar grubuna dönüşmüş. Politik tutumu da olan birtaraftar gurubu çarşı: Haksızlığa karşı, ezilenin yanında. Futbol ve siyasethep bir arada olmuş zaten; bazen iktidar futbolu kullanmış bazen muhalefet. Biroyun olan futbol hiçbir zaman sadece futbol olmamış.
Başka amaçlar için kullanılmış bazen. Hayatında hiç maç yapmamış hattastadın yanından bile geçmemiş insanlar kulüp yöneticiliği, başkanlığıyapıyorlar. Alacakları ve almış oldukları ihalelerin üstünü örtmek içinkullanıyorlar taraftarlığı. Toplumsal bir baskı oluyor tuttuğu takım. Öyle ki,ülkemiz büyük holdinglerinden bir ailenin üç bireyi, üç ayrı takımınyönetimlerinde yer alıyor. Bu da tesadüftür her halde. Bir de takım başarılıoluyorsa o zaman daha çok hak ediyor ihaleyi iş adamı. Hem takım tutarak avamlaişçi sınıfıyla eşlik-eşitlik kurulmuş oluyor ve aradaki ekonomik makasçakılmıyor.
Yerel ya da genel iktidarlar mahalle takımlarına kadar yaptıkları ziyaretve katkılarla futbolu nasıl “sevdiklerini” ve “desteklediklerini” her fırsattagösteriyorlar. Takımın yöneticisi muhalifse ya da ihalelerde yandaş firmalararakipse, o zaman vay haline. İktidarın gazabından kaçamazsın. Elbet hesabınıverirsin, futbolu alet ettiğin şeylerin uğruna…
Bir yanıyla futbol kitlelerin afyonu oluyor. Tıpkı din gibi.
Bu afyonlar sayesinde eşitsizlik, adaletsizlik ve ekonomik uçurum yoksayılıyor görülemiyor büyük yığınlar tarafından. Öyle zamanlardayız ki futbol;çaresizlerin çaresi, umutsuzların umududur. Futbol ya da din kendi başına afyondeğildir. Onları afyonlaştıran, kendi amaçları ve halkları uyutmak içinkullanan iktidarlardır.
Şimdilerde iktidarlara karşı halkların, toplumların özgürlüğü, eşitliği vedemokrasisi için futbol taraftarları sahaya indi. Çarşı bunların öncüsü oldu.
Onun için, Gezi direnişinde gazdan, coptan canı yanmış bir direnişçi şunuyazıyor duvara:
“Bundan böyle polisi değil Çarşı’yı ararım abi".
HALDUN AÇIKSÖZLÜ
1968 Ankara doğumlu, Ankara Ü. Dil ve Tarih Coğrafya F. Tiyatro Bölümümezunu, 1991 de Canşenliği Oyuncuları’nın kurucusu. Çocuklar için masallar(Bizim Ezop Masalları) ve tiyatro (Hayata Hazırlanıyoruz-Birlikte Öğreniyoruz)kitapları yazdı. Laz Marks (politik stand-up) gösterisiyle Türkiye’yi ve Avrupa’yı dolaştı.
Etiketler:
beşiktaş,
çarşı,
futbol,
haldun açıksözlü,
halkın takımı,
optik başkan,
seksenler,
sol açık,
taraftar,
tek yumruk
18 Eylül 2013 Çarşamba
YENİ ŞEYLER SÖYLEMEK LAZIM CANCAĞZIM, YEPİSYENİ ŞEYLER!
“Bacular, uşaklar titreyunda kendunuza gelin da! Ne
duruyorsunuz, hayde sahaya çıkalım bu maçu alalım. Başka yolu yok uşağum
çıkacağız sahaya alacağuz bu maçu!”
Üç yüz maçı aşkındır bu çağrı ile bitiriyoruz maçları,
oyunları. Gezi Direnişinden iki, hafta önce 16 Mayıs da İzmir Ege
Üniversitesinde ve bir hafta önce 21 Mayıs da İstanbul Şişli’de yine aynı çağrı
ile bitirdik maçları. Sonra Avrupa da aynı çağrıları yaptık.
31 Mayıs ve onu takip eden günlerde insanlar sokaklara
çıktı ve ağaçlarına, parklarına derken özgürlüklerine, onurlarına sahip
çıktılar. Şimdide o günden sonra çıktıkları sokakları, parkları ve alanları
terke etmiyorlar.
Bizim maçların ne kadar etkisi oldu bilinmez ama küçükte
olsa kendimize bir pay çıkarıyoruz.
Muktedirin kibirli halleri ve padişah özentisi
davranışları insanları sokaklara döktü.
12 Eylül’den sonra bizler yani devrimciler, Kürtler,
sosyalistler hep alandaydık ve payımıza düşen, biber gazı, cop, kurşunlar yani
devlete ait orantısız ne varsa alıyorduk. Ancak üstüne ölü toprağı dökülen
halkımız ilk defa(!) alanlara çıktı. Başta gençler olmak üzere korku duvarını
yıktılar ve daha önemlisi, muhteşem muktedirin karizmasını çizdiler. Çılgına
dönen kibirli firavun, sinir krizleri geçirse de artık insanların evlerine geri
dönecekleri yok gibi.
Gezi ve Taksim direnişi bütün ülkeye yayıldı. Özgürleşme
çığ gibi büyüdü. Özgürlük ancak yaşayanların bileceği bir olgudur. Şimdilerde doksan
kuşağı sokağa çıkıp özgürleşti ve artık eve dönüp TV’lerin ya da
bilgisayarların başına geçmek istemiyor.
Ha bu aradan unutan yaşlı, eskilerde yeniden hatırladılar hem özgürlüğü
hem paylaşımı, komünü dayanışmayı öğrendiler.
Yaşayıp öğrenmeye devam ediyorlar.
29 Haziranda Gündoğdu da eylem alanında Laz Marks Emice
olarak sahaya çıktık ve İzmir’in direniş ve barikat günlerini dinledik
insanlardan bolca. İzmir’de Haziran ayının ilk günlerde büyük çatışmalar
çıkmış, Alsancak’ta barikatlar kurulmuş, paylarına düşen biber gazı ve polis,
polis milislerden orantısız şiddetlerini görmüşler. Birkaç gün sonra polisin
uyguladığı orantısız şiddet azalınca insanlar forumlara yönelmiş. Bildiğim
kadarıyla her ilçede forumlar düzenli bir şekilde yapılıyor.
Meydandaki maçtan on beş gün sonra tekrar çağırıldık
İzmir’e. Yeniden İstanbul’dan yola çıktık forumlarda maç yapmak için.
İlk maçı Gündoğdu forumunda yaptık. Üç yüz katılımcının
olduğu maçta tinercilerin tacizine rağmen yinede maçı yaptık. Tabiplerin sahip
çıktığı maçı coşkuyla tamamladık. Gezi komünü ve ruhunu oradaki katılımcılarla
paylaştık.
Emiceye olan sevgi saygılarını insanlar belirtti ve
Narlıdere K.S derneğinde hem bundan önceki forumları ve yapılacak çalışmaları
değerlendirdik. Narlıdere, gençlikle
geçmiş birikimi buluşturmuş, hatta kaynaştırmış gibi gördüm. İlçenin kendine
has güzellikleri var ve bunu pozitif bir kazanıma çevirmekte kararlı gençler
görmek bizi mutlu etti.
Bir gün sonra Bornava forumunda sahaya çıktık. Yüze yakın
katılımcı yeni başlamış oldukları forumun içeriğinin doldurulması konusunda
kararlar aldılar. Bizde onları dinledik. Orta yaş kuşağın egemen olduğu ama
gençlerinde işin içinde olduğu bir forum gördük. Laz Marks Emice olarak bol
gollü coşkulu bir maç yapmaya ve içten samimi bir ortamın hakkını vermeye
çalıştık. Odun meselesini deştik, Çarşı’dan ve Gezi’den selamlar ilettik.
Eğelenirken ağlattık ama sokakları, parkları terk etmeyeceğiz sözünü aldık.
Yetmiş altı yaşındaki kadının öfkesi ve kararlılığı görülmeye
değerdi; “Muhteşem, muktedir kibirli zat gitmeden mücadeleyi bırakmayacağım ve
ölmeyeceğim…” demesi İzmir ve bu forumları açıklıyor gibi geldi bana…
“Gezi Direnişi” hepimize şunu gösterdi, artık hiçbir şey
eskisi gibi olmayacak, hayat artık 31 Mayıs öncesi ve sonrası diye ikiye
ayrılacak. Muhteşem muktedirin sonu göründü ve adına devrimciyim, sosyalistim
diyen statükocuların da ezberleri bozuldu. Onlarda ya bu değişime ayak
uyduracak ya da tarihin tozlu sayfalarında kaybolup gideceklerdir.
Titreyip kendine gelenlerle biz yeni bir ülke ve dünya
kurma yolunda devam ediyoruz, edeceğiz…
Yepisyeni şeyler söylemek adına yola devam…
Haldun AÇIKSÖZLÜ
23 Temmuz 2013
İstanbul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


